Health Sciences

Gıdalarda Son Kullanma Tarihi: Küçük Bir Detayın Önemi

Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi (UKÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Nazife Hürer, gıdalarda yer alan son kullanma tarihi (SKT) ve tavsiye edilen tüketim tarihi (TETT) kavramlarının doğru anlaşılmasının, bireysel ve toplumsal sağlık açısından hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Günlük yaşamda sıklıkla karıştırılan bu iki tarih arasındaki farkların, hem sağlık risklerine hem de gereksiz gıda israfına yol açabildiğini belirten Hürer, etiket okuma bilincinin artırılmasının sürdürülebilir tüketim açısından kritik bir rol oynadığını vurguladı.

“Son kullanma tarihi bir tavsiye değil, kesinlikle uyulması gereken bir gıda güvenliği göstergesidir. Gıdanın görünümünün ya da kokusunun normal olması, her zaman güvenli olduğu anlamına gelmemektedir,” ifadelerini kullanan Yrd. Doç. Dr. Nazife Hürer, bu konuda tüketicilerin bilimsel bilgiyle hareket etmesi gerektiğini belirtti.

1-    Gıdalarda yer alan son kullanma tarihi (SKT) kavramı nasıl tanımlanmaktadır ve bu tarih, tüketici sağlığının korunması açısından neden belirleyici bir rol oynamaktadır?
Gıdalarda yer alan son kullanma tarihi (SKT), bir gıdanın etikette belirtilen saklama koşulları sağlandığında dahi, mikrobiyolojik açıdan güvenle tüketilebileceği son zamanı ifade eden yasal ve bilimsel bir kavramdır. SKT; üretim sürecinde yapılan mikrobiyolojik analizler, raf ömrü çalışmaları ve risk değerlendirmeleri sonucunda belirlenmekte olup, özellikle bozulmaya açık ve yüksek risk grubunda yer alan gıdalar için kullanılmaktadır.

SKT’nin tüketici sağlığı açısından belirleyici olmasının temel nedeni, bu tarihten sonra gıdada patojen mikroorganizmaların üreme riskinin artmasıdır. Et, süt ve süt ürünleri, yumurta, hazır yemekler, taze balık ve şarküteri ürünleri gibi gıdalarda SKT’nin aşılması; gıda zehirlenmeleri, gastrointestinal enfeksiyonlar ve bağışıklık sistemi hassas bireylerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Bu noktada önemli olan, gıdanın görünümünün, kokusunun veya tadının normal olmasının her zaman güvenli olduğu anlamına gelemesidir; çünkü birçok zararlı mikroorganizma, duyusal değişiklik oluşturmadan da çoğalabilmektedir.

Ayrıca SKT, yalnızca bireysel sağlığı değil, toplum sağlığını korumaya yönelik bir önleyici halk sağlığı aracı olarak da değerlendirilmelidir. Gıda kaynaklı hastalıkların önlenmesinde, tüketicinin doğru bilgiyle yönlendirilmesini sağlar ve riskli ürünlerin tüketimini sınırlar. Bu nedenle SKT, bir “tavsiye” değil, kesinlikle uyulması gereken bir güvenlik göstergesidir. Bilinçli tüketim davranışının temel taşlarından biri olan son kullanma tarihi, hem sağlıklı beslenmenin hem de gıda güvenliğinin vazgeçilmez bir parçasıdır.

2-    Günlük hayatta sıklıkla karıştırılan son kullanma tarihi (SKT) ile tavsiye edilen tüketim tarihi (TETT) arasındaki farklar nelerdir? Bu ayrımın göz ardı edilmesi hangi yanlış uygulamalara yol açabilmektedir?
SKT ve TETT sıklıkla karıştırılmakla birlikte, aralarındaki fark sağlık açısından son derece önemlidir. SKT, gıdanın güvenliği ile ilgilidir ve bu tarihten sonra ürün kesinlikle tüketilmemelidir. TETT (Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi) ise gıdanın kalite özelliklerini (tat, aroma, doku ve besin değeri) en iyi şekilde koruduğu süreyi ifade etmektedir.
Bu ayrımın bilinmemesi iki temel soruna yol açmaktadır. Birincisi, SKT’si geçen gıdaların tüketilmesiyle sağlık riskinin oluşması; ikincisi ise TETT’si geçen ancak hala güvenli olan gıdaların gereksiz yere çöpe atılmasıdır. Bu durum hem bireysel sağlığı hem de gıda israfını doğrudan etkilemektedir.

3-    Tavsiye edilen tüketim tarihi geçen ürünler her zaman sağlık riski oluşturur mu? Bu noktada dikkat edilmesi gereken temel kriterler nelerdir?
Tavsiye edilen tüketim tarihi (TETT) geçen ürünler her zaman sağlık riski oluşturmamaktadır. TETT, bir gıdanın mikrobiyolojik güvenliğinden çok, duyusal özelliklerini (tat, koku ve doku) ve besin öğesi içeriğini en uygun düzeyde koruduğu süreyi tanımlayan bir kalite göstergesidir. Bu tarih, gıdanın raf ömrü boyunca yapılan kalite ve stabilite değerlendirmeleri esas alınarak belirlenmektedir.

TETT’nin aşılmasıyla birlikte bazı gıdalarda oksidasyon, tekstürel değişiklikler veya besin öğelerinde kısmi kayıplar görülebilir. Ancak bu değişimler her zaman gıdanın sağlık açısından risk oluşturduğu anlamına gelmemektedir. Uygun saklama koşullarında muhafaza edilmiş, ambalaj bütünlüğü bozulmamış ve bozulma belirtisi göstermeyen ürünler, TETT sonrasında da belirli bir süre daha tüketilebilir.

Bu noktada dikkat edilmesi gereken temel kriterler şunlardır: 
•    Gıdanın türü: Kuru baklagiller, makarna, pirinç, un, konserve ve paketli ürünler gibi raf ömrü uzun gıdalar TETT’den sonra da genellikle daha güvenlidir.
•    Saklama koşulları: Ürün, etikette belirtilen ısı, nem ve ışık koşullarında muhafaza edilmiş olmalıdır.
•    Ambalaj bütünlüğü: Ambalajda şişme, sızıntı, yırtılma veya açılma olmamalıdır.
•    Duyusal özellikler: Küf, kötü koku, renk değişimi veya alışılmadık tat gibi bozulma belirtileri bulunmamalıdır.
Sonuç olarak, TETT’si geçen ürünler bilinçli bir değerlendirme ile tüketilebilir; ancak en küçük bir bozulma şüphesinde gıda tüketilmemeli, özellikle çocuklar, yaşlılar, gebeler ve bağışıklığı zayıf bireyler için daha temkinli davranılmalıdır.
 

uku-gidalarda-son-kullanma-web2.jpeg

4-    Son kullanma tarihi konusundaki bilgi eksikliği veya yanlış algıların, günümüzde giderek artan gıda israfı üzerindeki etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Günümüzde gıda israfının önemli nedenlerinden biri, etiket bilgilerinin yanlış yorumlanmasıdır. TETT ile SKT’nin aynı anlama geldiği düşüncesi, tüketilebilir durumdaki pek çok gıdanın çöpe atılmasına neden olmaktadır. Bu durum yalnızca ekonomik bir kayıp değil, aynı zamanda çevresel sürdürülebilirlik, doğal kaynakların verimsiz kullanımı ve karbon ayak izi açısından da ciddi bir sorundur. Bilimsel veriler, hane kaynaklı gıda israfının önemli bir bölümünün yanlış tarih algısından kaynaklandığını göstermektedir. Dolayısıyla bu konu, bireysel bilinçlenmenin ötesinde toplumsal bir farkındalık meselesi olarak ele alınmalıdır.

5-    Günlük yaşamda özellikle genç bireylerin ve üniversite çağındaki tüketicilerin pratik beslenme tercihleri dikkate alındığında, son kullanma tarihi ve tavsiye edilen tüketim tarihi konusunda en sık karşılaşılan yanlışlar nelerdir?

Genç bireylerde en sık karşılaşılan yanlış, etiket bilgilerinin yüzeysel okunması ya da tamamen göz ardı edilmesidir. “Tarihi geçtiyse çöptür” ya da tam tersi şekilde “kokusu iyiyse yenir” gibi genellemeler oldukça yaygındır. Ayrıca bu yaş grubunda sık görülen düzensiz beslenme, dışarıdan hazır gıda tüketimi ve toplu alışveriş alışkanlığı, son kullanma tarihine dikkat edilmeden ürün tüketilmesine ya da gereksiz gıda israfına yol açabilmektedir. Bu durum, beslenme eğitiminin yalnızca ne yenileceğini değil, gıdanın nasıl ve ne zaman tüketileceğini de kapsaması gerektiğini göstermektedir.

6-    Hem bireysel sağlığın korunması hem de gıda israfının azaltılması açısından, tüketicilerin etiket okuma alışkanlığı konusunda hangi noktalara daha fazla özen göstermesi gerektiğini düşünüyorsunuz?

Hem bireysel sağlığın korunması hem de gıda israfının azaltılması açısından etiket okuma alışkanlığı, tüketicilerin kazanması gereken en temel davranışlardan biridir. Öncelikle son kullanma tarihi (SKT) ile tavsiye edilen tüketim tarihi (TETT) arasındaki farkın net biçimde ayırt edilmesi büyük önem taşımaktadır. SKT’nin gıda güvenliğiyle doğrudan ilişkili olduğu ve bu tarihten sonra ürünün tüketilmemesi gerektiği bilinmeli; TETT’nin ise gıdanın kalite özelliklerini tanımladığı ve uygun koşullarda saklanan bazı ürünlerin bu tarihten sonra da güvenle tüketilebileceği anlaşılmalıdır.

Ayrıca etiketlerde yer alan saklama koşulları, açıldıktan sonra tüketim süresi ve ambalaj bütünlüğü mutlaka dikkate alınmalıdır. Yanlış saklama koşulları, tarih dolmadan dahi sağlık riski oluşturabilmektedir. İçindekiler listesi ve alerjen uyarılarının okunması da özellikle hassas gruplar için büyük önem taşımaktadır.

Sonuç olarak etiket okuma bilinci, bireyin kendi sağlığını korumasının ötesinde; gıda israfını azaltan, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımına katkı sağlayan ve toplum genelinde sorumlu tüketim davranışlarını güçlendiren bir halk sağlığı yaklaşımıdır. Bu alışkanlığın yaygınlaşması, bilinçli bireylerden oluşan sağlıklı ve sürdürülebilir bir toplumun inşasında kilit rol oynamaktadır.