Mühendislik

Kıbrıs’ın Tarihsel Deprem Geçmişi

1-4 Mart Deprem Haftası kapsamında değerlendirmelerde bulunan Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi (UKÜ) Petrol ve Doğal Gaz Mühendisliği Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Hilmi Dindar, Kıbrıs’ın tarih boyunca birçok yıkıcı deprem yaşadığını belirterek adanın deprem kuşağında yer aldığını ifade etti. Dindar, Kıbrıs’ın üç levhanın kesişim noktasında bulunduğunu ve Kıbrıs Yayı olarak adlandırılan aktif bir bölgede yer aldığını belirtti. Dünya üzerindeki depremlerin önemli bir kısmının meydana geldiği Alp-Himalayalar deprem kuşağı içerisinde yer almasının, Kıbrıs’ı sismik açıdan riskli hale getirdiğine dikkat çekti.

Konuyla ilgili değerlendirmesinde tarihsel kayıtların bu durumu açık şekilde ortaya koyduğunu ifade eden Dindar, “Kıbrıs’ın deprem kuşağı üzerinde yer aldığı gerçeği yalnızca günümüz verileriyle değil, tarihsel kayıtlarla da sabittir. Bu nedenle yapılaşma süreçlerinde modern mühendislik çözümlerinin esas alınması büyük önem taşımaktadır.” ifadelerini kullandı.

Dindar, özellikle sismografların kullanılmaya başlanmasından önceki dönemde meydana gelen depremlerin ada genelinde ciddi yıkımlara yol açtığını belirtti. Antik Salamis ve Kourion kentlerinin büyük hasar gördüğünü, M.Ö. 26 ve 15 yıllarında Baf bölgesinde yaşanan depremlerin kenti ağır şekilde etkilediğini aktardı. M.S. 76 yılında meydana gelen depremin ise Salamis başta olmak üzere birçok bölgede büyük yıkıma neden olduğunu ifade etti.

Orta Çağ döneminde de depremlerin etkisini sürdürdüğünü belirten Dindar, 1222 yılında Baf ve Limasol’da yüksek şiddetli bir deprem yaşandığını ve kıyı bölgelerinde tsunami oluştuğunu söyledi. 1491 yılında Mesarya bölgesinin ciddi şekilde etkilendiğini, 1735 yılında Mağusa’da meydana gelen depremde ise can kayıplarının yaşandığını hatırlattı. Yrd. Doç. Dr. Hilmi Dindar, tarihsel süreç boyunca yaşanan bu depremlerin, yapılaşma ve şehir planlamasında bilimsel ve modern mühendislik yaklaşımlarının esas alınması gerektiğini açık biçimde ortaya koyduğunu ifade etti.