İktisadi ve İdari Bilimler

Küresel Göçte Çok Boyutlu Dönüşüm

Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi (UKÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Dilek Latif, küresel ölçekte artış gösteren göç hareketliliğini, değişen uluslararası güvenlik dinamikleri, iklim değişikliği ve ekonomik eşitsizlikler çerçevesinde değerlendirdi. Küresel göçün yalnızca bireylerin yer değiştirme süreci olarak ele alınamayacağını belirten Latif, savaşlar, bölgesel çatışmalar, gelir dağılımındaki adaletsizlikler ve çevresel krizlerin göçü çok boyutlu bir yapısal olgu haline getirdiğini vurguladı.

Göç hareketlerinin günümüzde geçmiş dönemlere kıyasla daha karmaşık ve çok nedenli bir karakter taşıdığına dikkat çeken Latif, insan kaçakçılığı ağlarının güçlenmesi, göç rotalarının daha riskli hale gelmesi ve iklim kaynaklı yerinden edilmelerin artmasının süreci uluslararası güvenlik açısından daha kırılgan bir noktaya taşıdığını ifade etti. Özellikle iklim değişikliğinin tarım alanları, su kaynakları ve yaşam koşulları üzerindeki baskısının “çevresel göç” olgusunu daha görünür hale getirdiğini belirtti.

Mevcut eğilimlerin, küresel göç hareketliliğinin önümüzdeki yıllarda artış göstereceğine işaret ettiğini kaydeden Latif, göçün yönetiminde yalnızca sınır güvenliği odaklı yaklaşımların yeterli olmayacağını; insan güvenliğini merkeze alan bütüncül ve sürdürülebilir politikaların geliştirilmesinin küresel istikrar açısından kritik önem taşıdığını vurguladı.

1. Küresel göç hareketliliğini, günümüz dünyasında nasıl bir genel çerçeve içinde değerlendirmek gerekir?
Küresel göç hareketliliği; ekonomik, siyasi, sosyal ve çevresel boyutlarının yanı sıra değişen uluslararası güvenlik dinamiklerinin bir sonucu olarak değerlendirilmelidir. Küreselleşen dünyada çatışmaların niteliği, iklim krizi ve eşitsiz kalkınma gibi faktörler, göçü süreklilik arz eden ve sınır aşan bir olguya dönüştürmüştür. Bu çerçevede göç, yalnızca bir yer değiştirme hareketi değil; devletlerin sınır güvenliği, toplumsal uyum politikaları, ekonomik sürdürülebilirlik ve bölgesel istikrarı ile doğrudan ilişkili, çok katmanlı bir süreçtir.

2. Son yıllarda göç hareketlerinin artış göstermesinde etkili olan temel küresel dinamikler nelerdir?
Gelir dağılımındaki adaletsizlikler, savaşlar, silahlı çatışmalar, zayıf devlet yapıları, iklim değişikliğinden kaynaklanan çevresel sorunlar ve uluslararası enerji kaynakları üzerindeki paylaşım mücadeleleri, göç hareketlerini artıran ve şekillendiren temel dinamikler arasında yer almaktadır. Ayrıca iklim kaynaklı afetlerin artışı, tarım alanlarını ve yaşam koşullarını tehdit ederek “çevresel göçmen” olarak tanımlanan yeni bir kategori ortaya çıkarmıştır.
 

uku-kuresel-boyutlu-donusum-web2.jpeg

3. Günümüzde yaşanan göç hareketlerini, geçmiş dönemlerdeki göç dalgalarından ayıran başlıca özellikler nelerdir?
Modern dönem öncesinde göçler genellikle savaşlar, iklim koşulları ve salgın hastalıklar gibi nedenlerle gerçekleşmekteydi. Sanayi Devrimi, dünya savaşları, Soğuk Savaş dönemi ve küreselleşme süreciyle birlikte göçler daha çok sosyo-ekonomik ve siyasal gelişmelerle bağlantılı hale gelmiştir. Günümüz göç hareketlerini geçmişten ayıran temel özellik ise karmaşık ve çok nedenli yapısıdır. Bugün göç; yalnızca ekonomik gerekçelerle değil, güvenlik kaygıları, çevresel tehditler, insan hakları ihlalleri ve gelecek belirsizliği gibi unsurlarla da şekillenmektedir. Bunun yanı sıra insan kaçakçılığı ağlarının güçlenmesi ve göç rotalarının giderek daha riskli hale gelmesi, süreci uluslararası güvenlik açısından daha kırılgan bir noktaya taşımaktadır.

4. Ekonomik, çevresel ve demografik faktörler, bireylerin göç etme kararlarını nasıl şekillendirmektedir?
Ekonomik faktörler, bireylere daha iyi yaşam koşulları ve istihdam olanakları sunma potansiyeli nedeniyle göç kararında belirleyici rol oynamaktadır. Çevresel faktörler ise çoğu zaman zorunlu göçe neden olmaktadır. Kuraklık, su kıtlığı ve doğal afetler, bireyleri bulundukları bölgeleri terk etmeye zorlayabilmektedir. Demografik açıdan bakıldığında ise genç nüfusun yoğun olduğu ancak iş olanaklarının sınırlı kaldığı ülkelerde göç, önemli bir çıkış yolu olarak görülmektedir.

5. Günümüzde küresel göç rotalarında öne çıkan yönelimler nasıl açıklanabilir?
Küresel göç rotaları büyük ölçüde ekonomik ve siyasi açıdan istikrarsız bölgelerden daha güvenli ve refah düzeyi yüksek ülkelere doğru şekillenmektedir. Son dönemde özellikle bölgesel göç hareketlerinde artış gözlenmektedir. Göçmenlerin çoğunlukla coğrafi olarak en yakın ve ulaşılabilir ülkelere yöneldiği görülmektedir.

6. Göç olgusunun uluslararası güvenlik ile ilişkilendirilmesi akademik çalışmalarda nasıl ele alınmaktadır?
Akademik literatürde göç, uzun yıllar boyunca ağırlıklı olarak insani bir mesele çerçevesinde ele alınmıştır. Ancak son yıllarda terörizm, sınır güvenliği ve toplumsal istikrar bağlamında uluslararası güvenlik perspektifiyle de değerlendirilmektedir. Bu yaklaşım, göçün yalnızca sosyal ve ekonomik değil, aynı zamanda güvenlik boyutunun da bulunduğunu ortaya koymaktadır.

7. Mevcut eğilimler ışığında, küresel göç hareketliliğinin geleceğine ilişkin hangi değerlendirmeler ön plana çıkmaktadır?
Mevcut eğilimler, küresel göç hareketliliğinin önümüzdeki yıllarda artış göstereceğine işaret etmektedir. Süregelen çatışmalar, gelir dağılımındaki eşitsizlikler ve iklim değişikliğinin etkilerinin derinleşmesi, yeni göç dalgalarını tetikleyebilecektir. Bu bağlamda göçün nasıl yönetileceği temel bir politika sorunu olarak öne çıkmaktadır. Devlet ve sınır güvenliği odaklı yaklaşımlar yerine insan güvenliğini merkeze alan bütüncül bir küresel göç stratejisinin geliştirilmesi, küresel istikrar açısından büyük önem taşımaktadır.